bilge özdemir hilmi ışıkören

Satış bedeli 40 milyon TL olan Günışığı Evleri Haziran'da bitecek!

Satış bedeli 40 milyon TL olan Günışığı Evleri Haziran'da bitecek!

Milliyet Gazetesi'nden Tebernüş Kireçci, Salih Kuzu ile röportaj yaptı




Kategori: Sektörel

- Sizin hikayeniz nasıl başlıyor?

- 1959 yılında Denizli Çal'da doğdum. Hançalar İlkokulu ve Ortaokulu'nu bitirdim. Çal Lisesi'nden mezun oldum. 1976 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği'ni kazandım. 1982'de bitirdim.

Dönemin en büyük şirketlerinden Selim Edes'in sahibi olduğu ESKA'da işe başladım.İlk işim Adana İncirlik Hava Üssü'nda 750 konutluk villa şeklindeki lojmanların kısım şefliğiydi. 1985'te İstanbul'a geldim. Boğaziçi Üniversitesi'nin Kuzey Kampüsü'nde prefabrik yurt yapılarını tamamladım. Devamında Halkalı'da 300 konutluk toplu konut inşaatında şantiye şefliği yaptım. İşi TOKİ'den almıştık. Emlak Bankası'ndan bitirdik. Bu arada İkitelli İETT Garajı'nın inşaatını tamamladım.

Ataşehir'in 3 milyon metrekarelik arazisi çalıştığım şirket ESKA'ya aitti. Buranın ilk adı Anatepe'ydi. Bu arazinin şehircilik çalışmaları için Japonya'dan gelen uzmanlar İki yıl çalıştılar. ESKA buraya az katlı 20 bin civarında konut yapmayı planlıyordu. 1990'ların başında ESKA krize girince arazi Emlak Bankası'na geçti. 1980'lerin sonunda Ataşehir'in girişindeki ilk etap inşaatında şantiye şefliği yaptım.

- Yani Ataşehir'e ilk çiviyi siz mi çaktınız?

- Yok. Ben İkitelli İETT Garajı'nı tamamlarken arkadaşlarım Ataşehir'de inşaata başlamışlardı. Ben devir aldım. 800 konutluk projeydi.

- Sonra?

- ESKA krize girdi. Şirketin çalışanlarının tümü işten ayrılmak zorunda kaldı. Ben de kendi işimi kurmaya karar verdim. 3 ay kadar kendi adıma iş almak için çalıştım... o günlerde cep telefonu yok Selim Edes her gün beni evden arıyor İsrail'de yapılacak bir iş için beni ikna etmeye çalışıyordu. Ben sıcak bakmıyordum. Ama her gün hem sabah hem akşam arıyordu. Sonunda ikna oldum. Soluğu İsrail'de aldım.

- Selim Edes sizi niye bu kadar ısrarla arıyordu?

- Ataşehir ve İncirlik'te inşaat yapılırken kullanılan bir yöntem vardı. Multi-Fold adı verilen bu sistemin Delp Johnson adlı bir Amerikalı bulmuştu ve patentini ESKA satın almıştı. Bu sistemde yapıların beton perde ve döşemelerini yerde yapıp sonra büyük bir vinçle yukarıya kaldırarak monte ediyorduk. Bu yöntemle günde 5 daire montajı yapmak mümkündü. Tünel kalıp yöntemi kadar hızlı olan bu sistemde büyük bir kalıp yatırımına da ihtiyaç yoktu Türkiye'de bu işi ilk öğrenen bendim. Uygulayan da. Selim Edes bu konudaki deneyimlerimi iyi biliyordu.

- Sonra İsrail...

- Evet Dimona'da nükleer santralin olduğu kasabada, Necef Çölü'nün ortasında çalıştım. 18 ayda Multi- fold sistemle 820 konut yaptık. Burada yaptığımız konutlarda benim geliştirdiğim bağlantı detayları kullanıldı. Aslında kullanılan sistemden çok farklı bir sistem geliştirmiştim ve bunun kabul edilip hemen uygulanabileceğini de düşünmüyordum. İsrail'le ilgili ilk sürprizi bu konuda yaşadım önerdiğim detay üniversitede incelendi ve uygulanmasına karar verildi yapılan uygulamada üniversite tarafından denetlendi. Bunu Türkiye'de yapmak çok uzun yıllar alırdı. İş bitti. Türkiye'ye döndüm.

- ESTON maceranız nasıl başladı?

- 1993 yılında İsrail dönüşünde ESTON benimle temasa geçti. Tanıdıklar vasıtasıyla beni buldu. Benimle çalışmak istedi. Çelik ve prefabrik yapılar konusunda iyi bir bilgi birikimim olmuştu. ESTON o dönemlerde prefabrik alanında çalışıyordu. Taahhüt, yatırım işleri yapan şirkete dönüşmek için çalışmalar yapıyordu.

Proje müdürü olarak ilk işim Halkalı'daki 380 konutluk taahhüt işiydi. Sonra şantiyeler müdürü oldum. Bir sürü proje yaptım. 1995 yılından itibaren Yatırım projelerine başladık. Çamlıevler Konut, Siyami Ersek Hastanesi, inşaatlarını bitirdik. Ankara Eryaman'da 700 konut, Rusya'da 500 konut yaptık. Bahçeşehir'deki Ardıçlı Evler konuşulmaya başlandı. Eston yönünü taahhütten gayrimenkul geliştirmeye çevirdi. 1998 yılında ESTON Yapı kuruldu. 1998 yılında ESTON Yapı'nın kurucu genel müdürü oldum. İlk işimiz Eryaman'da 1.130 konuttan oluşan bir taahhüt işiydi.Bir kooperatife taahhüt edilmişti. Biz bu taahhüt işini teslim ettik. Sabah gazetesinin Samandra tesislerini yaptık. 1100 villalık Ardıçlı Evler'e başladık. 3 bin konutluk ESTON Şehir'in projesini geliştirdik. 4 bin konutluk ESTON Deniz ve 834 konutluk Reşitpaşa Evleri'ni projelendirdik ve satışa çıkardık. Kandilli'de butik bir site inşa ettik. Bunun yanında birçok daha küçük boyutta projeler yaptık.

- Çok hızlı gitmemiş misiniz?

- Gittim. Biraz fazla hızlı gittim. mesleğe başladığım ESKA çok hızlı ve iddialı işler yapıyordu. İkinci çalıştığım şirket ESTON da... Benim en büyük şansım bu oldu. Bir çok mühendis arkadaşımın tüm meslek hayatı boyunca yaptığı işlerin bir kaç katına 20 yıldan daha kısa sürede imza attım. Bu çok büyük bir şans. Böyle olunca iyi bir deneyim oluşuyor. Belki de en büyük şansım Türkiye de profesyonel anlamda özel şirketlerin gayrimenkul geliştirme işine başladığı dönemde benimde bu işlerin içinde yetkili olarak bulunmamdı bu benim yatırım projeleri konusunda deneyim sahibi olmama sebep oldu.

- Sonra DEKAR

- Evet. 2007 yılı Eylül ayında ESTON'dan ayrıldım ve Levent Anıl ile DEKAR Yapı'yı kurdum. Geçtiğimiz günlerde Orçun Oğlakçıoğlu'da geldi. Şimdi 3 ortağız. Dekar Yapı'yı kurarken hedefim büyük işler yapan, yüksek cirolar yapan bir şirketin sahibi olmak değildi. Onun yerine butik ve nitelikli işler yapan orta ölçek bir şirket olmaktı. İlk projemiz Günışığı Evleri. Bahçeşehir'de 120 villalık butik bir proje. Haziran'da bitiriyoruz. toplam satış bedeli 40 milyon TL civarında.

- Gündemde yeni işler var mı?

- Yakında başlamayı plandığımız Yakuplu'da bir rezidans projesi var. Ayrıca Çengölköy sırtlarında 80 konutluk bir katlı villa projesi üzerine çalışıyoruz. Bu projelere 2010 yılı içinde başlamayı planlıyoruz. Bundan sonra çizgimiz belli. Yüksek cirolu işler yapan değil, butik işler yapan bir şirket olmak. Bizden ev alanlara kalite ve tasarımda hep iyiyi ve yeniyi sunmak onlara kazandırmak...

- Gayrimenkulde teori üreten sınırlı sayıdaki isimlerden birisiniz... Hatta gayrimenkul ile borsa arasında büyük benzerlik olduğunu hep söylersiniz?

- İyi bir borsa yatırımcısıyım. Tabi bunu söylerken çok büyük portföyümün olduğu anlaşılmasın. 1980'li yılların sonunda beri, kağıtsız geçirdiğim bir günüm bile yok. Hep uzun vadeli yatırım yaparım. En az 2-3 senelik. Temel göstergeleri sağlam hisseleri alırım ve unuturum. çoğu zaman para kazanmak için değil, doğru öngörüde bulunduğumu ispatlamak için kağıt alırım. Bunlar çok yüklü rakamlar değil. Benim hobim gibi.

Değerini bulduğunu düşündüğümde satarım. Gayrimenkulde böyledir. Doğru bir öngörüde bulunarak İyi bölgelerde, iyi şirketlerin yaptığı evleri başlangıç aşamasında alırsanız çok iyi kazanma şansınız olur. Kendi hayatımda bunu yapıyorum. Gayrimenkulde bunu yaparsanız kazanma şansınız var.

- Dövizle aranız nasıl?

- Hiç itibar etmem. Hiç sevmem. Hayatım boyunca dövizden bir kere para kazandım. Onda da döviz alıp bekleterek değil elimdeki dövizi satarak kazandım. 1994 yılında İsrail dönüşünde epey bir dolar biriktirmiştim. 5 Nisan kararları sonrasında "Çiller bonoları" diye bilinen Hazine bonolarından aldım. Finanstan anlayan çevredeki arkadaşlarım beni, "Bu bonolar ödenmeyecek. devlet borcunu ödeyemeyecek hale gelecek" diye uyardı. Hiçbirisini dinlemedim. Kendi kendime, "Osmanlının bile borcunu ödeyen Türkiye Cumhuriyeti mi bana mı borcunu ödemeyecek" dedim. Aldım. Bonoları sattığımda elde ettiğim kazanç, 18 ay boyunca İsrail'deki kazandığım paradan biraz fazlaydı. Döviz ile tüm ilişkim bundan ibaret.

- Bir gününüz nasıl geçiyor?

- 07.30'de kalkıyorum. 09.30'da ofisteyim. Akşam 19.00 kadar ofiste görüşmeler ve toplantılarla vakit geçiriyorum. Akşamları iş dönüşü spor yapar biraz televizyon izlerim. Sonra kitap okurum. Biz aile olarak zaten kitaba çok meraklıyız. Yılda onlarca kitap okurum.

- Ya çocuklarınız?

- 2 kızım var. Büyük kızım Gülin Koç Üniversitesi İşletme'yi bitirdi. Londra'da pazarlama yüksek lisansı yaptı. Şimdi Londra'da çalışıyor. İnternet raitingi üzerine dünya çapında uzman bir şirkette. Küçük kızım Aslı ise 18 yaşında. Dame de Sion Fransız lisesi son sınıfta. Siyasal veya hukuk okumak istiyor.

- Kızlarınızı inşaat mühendisi yapmadınız yani...

- Yok ikisi de ne olmak istiyorlarsa olsunlar istedim. Ne benim ne de eşimin bir müdahalesi olmadı.

- Son soru Şarap bağınız ne alemde? Sektörde bu işe merak saran benim bildiğim iki kişi var. Biri Teknik yapı'nın patronu Nazmi Durbakayım bir de siz... Nasıl başladı ve ne aşamada?

- 55 yaşında kendimi emekliye ayıracağımı yıllar önce deklare etmiştim. tüm arkadaşlarım bilir. 2014 yılında 55 yaşında olacağım. 2002-2003'te başladım.Denizli- Hançalar'da 160 dönüm bağ topladım. Bağ toplama işi bitti. Dikimlere başladım. Bu yıl dikimler de bitiyor. 2014'te şarap üretimine başlayacağım. Bir de 400 metrekarelik bir bağ evi yapıyorum. Ev de 2011'de bitecek. Tabi bizim şarapçılığımız ticari değil. Butik ve küçük çaplı. Avrupa'daki şato şarapçılığına benziyor.

Milliyet- Tebernüş Kireçci



.
© 2007 - 2014 Emlak Kulisi Tüm Hakları Saklıdır.
Emlakkulisi.com dış bağlantılardaki sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.. Rss