Tebernüş Kireçci

Hilal Bayram

Ahmet Korkmaz

Cihangir Dönmez

Belgin Dönmez

Serdar Dağıstan

Tebernüş Kireçci

Ana Sayfa | Durmuş Yılmaz: gelişmiş ülkelerde kredi ve gayrimenkul sorunu devam ediyor!
Durmuş Yılmaz: gelişmiş ülkelerde kredi ve gayrimenkul sorunu devam ediyor!

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, 'Gelişmiş ülkelerde kredi, gayrimenkul sorunu devam ediyor' dedi

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, başta  Mali Kuralın yasalaşması ve uygulanmaya başlaması olmak üzere mali disiplinin  kurumsal ve yapısal iyileştirmeler yoluyla sağlanması halinde, tahmin ufku  boyunca politika faizinin tek hanede kalmasının mümkün olduğunu düşündüklerini  söyledi.
               
Başkan Yılmaz, Merkez Bankası ´nın 2010 yılının ikinci çeyreğine ilişkin  değerlendirmesinin yer aldığı Enflasyon Raporu ´nun tanıtımı amacıyla düzenlediği  basın toplantısında, para politikası duruşunu güncellerken, orta vadeli hedeflere  ulaşmak için gerekli görülen parasal sıkılaştırmanın bir önceki rapor dönemine  göre daha geç başlayacağı ve daha sınırlı olacağı bir çerçeveyi esas aldıklarını  belirtti.
               
Enflasyonun ana eğiliminin orta vadeli hedeflerle uyumlu ve istikrarlı  bir seyir izlemeye devam edeceğini tahmin etmekle birlikte, işlenmemiş gıda  fiyatlarında son bir yıl içinde gözlenen yüksek oynaklık ve 2010 yılının  başındaki vergi ayarlamaları nedeniyle, 2011 yılının ortalarına kadar enflasyonun  seyrinde baz etkilerinin belirleyici olacağını öngördüklerini bildiren Yılmaz,  şunları kaydetti:
               
'Geçtiğimiz yıl uygulanan tütün ürünlerindeki vergi artışı ile 2009 yılı  Mart ve Nisan aylarında dayanıklı mallarda yürürlüğe konulan vergi indirimlerinin  Haziran 2009 ´dan itibaren geri alınmaya başlamasının oluşturduğu baz etkisiyle,  enflasyonun Temmuz 2010 ´da kayda değer bir azalış göstereceğini öngörmekteyiz.  Enflasyonun, Ağustos ayında ise, geçen yılın aynı döneminde gıda fiyatlarında  gözlenen yüksek düşüşün oluşturduğu baz etkisi nedeniyle yükselebileceğini, son  çeyrekte de gıda fiyatlarının oluşturduğu baz etkisinin tersine dönmesinin de  katkısıyla belirgin bir düşüş göstereceğini tahmin etmekteyiz.
               
2011 yılının ilk iki ayında ise, enflasyonun seyrinde, 2010 yılının  başında yapılan vergi artışlarının katkısının büyük ölçüde ortadan kalkması  belirleyici olacaktır. 2011 yılı ikinci çeyreğinde, gıda enflasyonunun  oluşturduğu düşük baz nedeniyle yıllık enflasyonda artış görülebilecek olsa da,  takip eden dönemde enflasyonun kademeli bir şekilde gerileyerek 2012 yılının  başlarından itibaren yüzde 5 düzeylerinde istikrar kazanmasını beklemekteyiz.'
               
Avro bölgesine ilişkin sorunların toplam talep üzerinde öngörülen etkisi  nedeniyle çıktı açığı tahminlerini 2010 yılının ikinci çeyreğinden itibaren Nisan  2010 Enflasyon Raporuna göre sınırlı miktarda aşağı yönlü güncellediklerine dikkati çeken Yılmaz, takip eden dönemlerde para politikası duruşundaki aşağı  yönlü güncellemenin dış talebin zayıf seyrini kısmen telafi edeceği, bu  doğrultuda iktisadi faaliyetin toparlanma hızında belirgin bir değişiklik  olmayacağı bir görünümü esas aldıklarını ifade etti.
               
Yılmaz, bu çerçevede, 2011 ve sonrası için enflasyon tahminlerinde  önemli bir değişiklik yapılmadığını söyledi.
               
Bu arada Yılmaz, enflasyon görünümüne ilişkin açıklanacak her türlü yeni  veri ve haberin para politikası duruşunun değiştirilmesine neden olabileceğini  vurguladı.
               
ENFLASYON GÖRÜNÜMÜNE İLİŞKİN RİSKLER VE STRATEJİLER
               
Önümüzdeki dönemde enflasyon görünümüne ilişkin risklere ve bu risklerin  gerçekleşmesi durumunda uygulanması muhtemel para politikası stratejilerine de  değinen Merkez Bankası Başkanı, küresel iktisadi faaliyetin toparlanma hızının,  önümüzdeki dönemde gerek dış talep gerekse emtia fiyatları kanalıyla enflasyon ve  para politikasının görünümü açısından belirleyici olmaya devam edeceğini  belirtti.
               
Yılmaz, bu bağlamda, baz senaryosunun, 2011 yılı içinde  gerçekleştirilmesini öngördükleri parasal sıkılaştırmanın zamanlaması ve  miktarının da, iktisadi faaliyetin seyrine bağlı olarak değişebileceğini  söyledi.
               
Son dönemde avro bölgesinde birçok ülkenin kamu borcunun  sürdürülebilirliğine ilişkin kaygıların artması ve ülke risklerinin finansal  sisteme yansımaya başlamasının finans piyasalarında yeni bir çalkantıya yol  açarak küresel iktisadi faaliyete ilişkin aşağı yönlü riskleri yeniden gündeme  getirdiğine dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:
               
'Bunun yanı sıra gelişmiş ülkelerde kredi, gayrimenkul ve emek  piyasalarındaki sorunların devam etmesi ve küresel büyümenin belirgin olarak  yavaşlaması halinde kullanılabilecek politika seçeneklerinin giderek azalması,  küresel ekonominin toparlanma hızına ilişkin aşağı yönlü risklerin bir süre daha  canlı kalabileceğine işaret etmektedir. Önümüzdeki dönemde küresel ekonominin  öngörülenden daha uzun süreli bir yavaş büyüme dönemine girmesi ve bu durumun  yurt içi iktisadi faaliyetteki toparlanmayı belirgin olarak geciktirmesi halinde  baz senaryoda öngördüğümüz parasal sıkılaştırma 2011 yılının sonlarına  ertelenebilecektir.
               
Küresel ekonomideki sorunların daha da derinleşmesi ve yurt içi iktisadi  faaliyetin durgunluk sürecine girmesi halinde ise politika faizlerinde yeni bir  indirim sürecinin söz konusu olabileceğini de belirtmek isterim. Diğer yandan,  küresel iktisadi faaliyette beklenenden daha hızlı bir toparlanma olması  durumunda ise parasal sıkılaştırma 2011 yılının daha erken bir döneminde gündeme  gelebilecektir.'
               
Dış talebe ilişkin aşağı yönlü riskler belirginleşmekle birlikte iç  talebin gücünü koruduğunu ifade eden Yılmaz, küresel ekonomiye ilişkin sorunlar,  güven ve finansman kanalıyla iç talebi yavaşlatma potansiyeli taşısa da,  dengeleyici para politikasının gecikmeli etkileri ve istihdam piyasasında  süregelen iyileşmenin iç talepteki canlanmayı desteklediğini kaydetti.
               
'ÇIKIŞ STRATEJİSİ ÖNE ÇEKİLEBİLİR'
               
Kriz sonrası Türkiye ´nin göreli riskliliğindeki düşüş göz önüne  alındığında, önümüzdeki dönemde sermaye girişlerinin artma olasılığının, iç  talepteki canlanmanın dış talebe kıyasla daha hızlı olmasını destekleyebilecek  bir diğer unsur olarak öne çıktığına dikkati çeken Yılmaz, 'Önümüzdeki dönemde  iç talep ile dış talebin toparlanma hızlarındaki ayrışmanın devam etmesi halinde,  para politikamızı oluştururken, zorunlu karşılıklar ve likidite yönetimi gibi  alternatif araçları daha etkin olarak kullanmamız gerekebilecektir' dedi.
               
Yılmaz, bu çerçevede, büyümenin kompozisyonunda güçlü iç talep-zayıf dış  talep bileşiminin öngörüldüğü şekilde sürmesi ve bu durumun önümüzdeki dönemde  hızlı kredi genişlemesi ve cari dengedeki bozulma ile bir arada ortaya çıkarak  finansal istikrara ilişkin kaygıları gündeme getirmesi halinde, baz senaryoda,  2010 yılının sonuna kadar tamamlamayı öngördükleri çıkış stratejisi kapsamındaki  düzenlemeleri öne çekebileceklerini söyledi.
               
MALİ KURALIN ÖNEMİ
               
Para politikası stratejisini oluştururken maliye politikasına ilişkin  gelişmeleri yakından takip etmeye devam edeceklerini belirten Yılmaz, 2009  yılının ikinci yarısından itibaren iktisadi faaliyetteki canlanmanın Orta Vadeli  Programda öngörülenden daha güçlü olmasının bütçe gelirlerinin tahmin edilenin  belirgin olarak üzerinde gerçekleşmesini sağladığını ifade etti.
               
Konjonktürel etkilerle ortaya çıkan bu alanın ağırlıklı olarak kamu  borcunun azaltılmasında kullanılması, gerek toplam talep yönetimini  etkinleştirmesi, gerekse dolaylı vergilerdeki artış gereksinimini azaltması  bakımından dengeleyici bir para politikası izleme esnekliğini artıracağını  bildiren Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:
               
'Bu çerçevede, başta mali kuralın yasalaşması ve uygulanmaya başlaması  olmak üzere mali disiplinin kurumsal ve yapısal iyileştirmeler yoluyla sağlanması  halinde, tahmin ufku boyunca politika faizinin tek hanede kalmasının mümkün  olduğunu düşünmekteyiz. 2008 yılının son çeyreğinden itibaren fiyat istikrarı  temel amacı ile çelişmeden küresel krizin yurt içi iktisadi faaliyet üzerindeki  olumsuz etkilerini sınırlamaya odaklanarak, bu konuda üzerimize düşeni büyük  ölçüde yapmış bulunmaktayız. Önümüzdeki dönemde fiyat istikrarının kalıcı olarak  tesis edilebilmesine odaklanmaya devam edeceğiz. Orta vadede mali disiplinin  sürdürüleceğine dair taahhütlerin yerine getirilmesinin ve yapısal reform  sürecinin güçlendirilmesinin, ülkemizin kredi riskindeki göreli iyileşmeye  katkıda bulunarak makroekonomik istikrar ve fiyat istikrarını destekleyeceğini  düşünmekteyiz'
               
Yılmaz, bu kapsamda Orta Vadeli Programın ve Avrupa Birliğine uyum ve  yakınsama sürecinin gerektirdiği yapısal düzenlemelerin hayata geçirilmesi  konusunda atılacak adımların büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
AA

    Yazdır

Etiketler:

merkez, bankası, başkanı, durmuş, yılmaz, , 'gelişmiş, ülkelerde, kredi, , gayrimenkul, sorunu, devam, ediyor', dedi,